Farkonda
Farkonda
» 
»
 

Aldatmak psikolojik bir hastalık! Aldatılmak büyük bir travma!

Aldatmak kadın-erkek ilişkilerinin tarihindeki en temel sorunlardan birisi. Aldatma sonucunda yuvalar yıkılıp, ilişkiler biterken, aslında bunun bir hastalık olup olmadığı da araştırılıyor. Peki uzmanlara göre aldatmak bir hastalık mı?

Uzmanlara göre aldatmak temelde duygusal olarak uzaklaşmaktan kaynaklanıyor. Beklentilerin de farklı olması sebebiyle rastlanabilen aldatmak, tüm vakalarda hastalık olarak nitelendirilmiyor. Ancak eğer bireyde bağlanma sorunu varsa, aldatmaya daha yatkın olduğu da bilinen bir gerçek. Daha çocukluk evresinde başlayan bağlanma sorunları kişinin terkedildiğinde ya da birini ölümle kaybettiğinde büyük bir yıkım yaşamamak için beynin kendisini koruma altına alması ile ortaya çıkabilen ptikolojik bir rahatsızlık.

Ataerkil bir toplum yapısına sahip olmamızdan kaynaklanan erkeğin aldatması daha yaygın ve övünülecek bir durum olarak değerlendirilirken, biyolojik açıdan dürtülerde fark olmasa da, toplumsal olarak kadının bu durumu bir ihtiyaç olarak görmemesi sebebiyle dürtüleri öteledikleri gözlemleniyor. Kişiler arası iletişimin daha kolay olduğu çağımızda, aldatmak daha da artmış ve kolaylaşmış durumda. Sanal dünyanın rahatlığı insanları aldatmaya daha meyilli hale getirirken, bir kısım insanlar bunu “batılılaşma” bir kısım ise “yozlaşma” olarak değerlendirmektedir.

Uzmanlar, aldatan kişilerin çoğunda suçluluk duygusu gözlemlediklerini söylüyorlar. Bu da daha çok ilişkisini bitirmek istemeyenlerde görülen bir durum. Bunun sonucunda ise aldatılan kişiye karşı davranışlar daha uyumlu ve verici olmaya başlar ki aldatılan kişinin beklentileri karşılansın ve dile gelmese de affetme meydana gelsin.

Erkekler kendi aralarındaki sohbetlerde aldatmayı bir erkeklik göstergesi olarak lanse ederler ve sadık erkeklerin erkekliği sorgulanmaya başlar. Kadın aldatması büyük bir namus olayına dönüşürken, erkeğin aldatması “elinin kiri” gibi görülebiliyor. Kanuni eşitlik toplum içinde kendiliğinden yaratılan bir eşitsizliğe dönüşebiliyor. Aldatmanın eyleme geçmiş hali ilişki ancak onun da çeşitleri var. Tek gecelik ilişkilerde işin duygusal boyutu olmadığı için daha affedilebilir görülürken, işin içine duyguların karıştığı aldatma olaylarında affetmek güçleşir ve travmatik etkisi artar.

Sadece somut ve eyleme dönüşmüş aldatmanın yanında yalnızca bir başka kişiye bakış şekli ve onunla ilgilenmek de aldatma olarak adlandırıldığı araştırmalar da vardır. Aldatılan kişi açısından bakıldığında aslında ilk bakışta süreç biraz daha karmaşık. Aldatıldığını ilk öğrendiği anda kişi önce yaşanan ilişkinin boyutuna bakar. Duygusal mı yoksa fiziksel mi olduğunu sorguladıktan sonra ne ilişkisine ne gibi zararlar verildiğini değerlendirir. Kendini de bu süreçte sorgulayan kişi “acaba bende bulamadığı neydi?” ya da “onda ne farklılık var?” gibi sorularla boğuşur. Sonuçta eğer tamir edilebilir bir noktadaysa ilişki yeni önlemler alınarak devam edilir. Ancak eğer durum oldukça vahim ve düzeltilemeyecek nitelikteyse, çift ayrılma kararı alarak yollarına ayrı devam edebilirler.

Aldatılan kişi durumu ilk öğrendiğinde bunu herkese duyurmak yerine öncelikle kendi içinde çözümleme yoluna gitmelidir. Süreç oldukça acı verici olsa da kendini başka biriyle kıyaslamak yerine aldatan kişinin o ilişkiyi seçmedeki referansı önemlidir. Kabullenebilmek gurursuzluktan ziyade güçlü bir davranış olarak değerlendirilmelidir.

Mutlaka yaşanan aldatılma olayından sonra güven sorunu ortaya çıkacaktır ancak burada asıl iş aldatan tarafa düşmektedir. Güvenle ilgili sorun yaşanması oldukça normaldir ve aldatan taraf mutlaka aldatılan tarafın güveni tazelemekle yükümlüdür. Bir aldatma sonrası hiçbir şey olmamış gibi davranmak, aldatma olayını normalleştirerek tekrarına yol açabileceği gibi, çok uzun süre dile getirmek ve hiç güven duymamak da ilişkinin selameti açısından doğru olmayacaktır.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *