Farkonda
Farkonda
» 
 

Altın çağını arayan ‘Terzi’lik…

Kendi markasını yaratan ‘NİF’ kardeşlerden Niyazi Tunca ile kaybolmaya yüz tutan terzilik mesleğinin geçmişten bugüne hikayesini konuştuk.

Nasıl bir ressam resmini tuvale aktardığında ona hayran hayran bakarsa; ben de giydirdiğim insanı o şekilde bir tablo gibi görüyordum ve çok hoşuma gidiyordu. Emekli olsam da mesleğimi çok seviyorum. Bayan terzisi sevimli ve sempatik bir meslektir. İnsanları sever ve candan olursanız size güvenirler.”

İlçenin en eski terzilerinden Niyazi Tunca, diktiği şık kostümlerle daima saygı ve iltifata mazhar olmuş çok değerli zanaatkarlarımızdan. Şık ve temiz giyinmenin insan üzerinde farklı bir enerji yarattığını iddia eden Tunca, kalfalığı ‘Avrupa Dikimevi’nde geçtiği için lakabı ‘sosyete terzisi’ kimine göre ise ‘Avrupalı’ terzi olarak anılmış.

Mesleği bayan terzisi olan Niyazi Tunca ile terzilerin altın çağını yaşadığı 90’lı yılları, konfeksiyon modasının meslek üzerindeki etkisini konuştuk. Ömrünü mesleğine adayan Niyazi Tunca, yetmiş yılı aşkın iş tecrübesini “Terziye dinlen demişler, ayağa kalkmış.” Atasözünden örnekle anlatmaya başladı. Her mesleğin kendine has zor ve kolay yanları vardır. Biz terziler oturarak çalıştığımız için diğer mesleklerin aksine mola vermek için ayağa kalkarız.

İnce iştir terzilik. Nitelikli terzi kumaşa ruh katar adeta konuşturur. Hele ki kadın terzisi, mesleğinde pratik olabilmesi için sabırla yol alıp, gece gündüz iğne iplikle haşır neşir olması gerekir.”

Geçmişte, mesleğinde kendi farkını ortaya koymuş nice terzini dükkanlarını kapatıp emekli olduğuna tanık oluyoruz. Bunun sebebi ise teknolojinin tekstil sanayisindeki değişim hızı alt dallarına sirayet etmesi. Nihayetinde dünyanın en eski mesleklerinden olan terzilik mesleği, seri üretime geçen hazır giyim sektörünün hızına yenik düşmüş. Hali hazırda konfeksiyon modası karşısında direnmeye devam eden meslektaşları olduğunu ifade eden Niyazi Tunca geçmişe özlemle “ Bizler eskiden sosyete terzisiydik şimdi ise pantolon paçası, elbise daraltmak, yama, sökük, fermuar dikmek gibi kendi çaplarında tamirat işleriyle uğraşıyoruz. Zamanın birinde terzi çırakları bile ev geçindirirdi meslekten şimdi çıraklık da tarihe karıştı” dedi.

Terzilik mesleğinin altın çağından bitme noktasına gelinceye değin geçen sürece Tanık olan Niyazi Usta, Dükkanı ‘besmele’ ile açar çıraklarımla birlikte arı gibi çalışırdık. Kazancı gayet bereketli terzilik değer kaybına uğradı. Terziler diğer günler haricinde her bayram sabahlara kadar çalışır tabir caizse bayramı dükkanda kutlardık. Bununla ilgili bir anımı hiç unutamam. Bayram sonrasında bir gün dükkana postacı uğradı. Bir tebrik. Baktım nişanlımdan. Tebrikte: “Bayramı sensin geçiren nişanlın!’ diye yazmıştı. ‘eyvah!’ dedim. O kadar vazifemize düşkündük.
Bana göre kadın giyimiyle zarifliğini gösterir. Güzel giyinmiş bir insan kendini daima kontrol eder. Bu titizliktir. Kadın şık kostümüyle oturduğu zaman dikkatlidir. Güzel giyinmiş bir kadın her zaman muhteşemdir.

Niyazi, İsmet, Fikret Tunca kardeşlerin baş harflerinden oluşan NİF markasını geçmişten bugüne taşıyan Tunca, “anne tarafım Kırımlı babam Konya nüfusuna kayıtlı ama ben doğma büyüme Polatlılıyım dedi. Babam hamaldı. Çok zor şartlarda çalışıp bize bakmaya çalışıyordu ben de çocuk yaşta hayatın içine atılıp meslek sahibi olmak istedim. O zaman ilçenin nüfusu az olsa da terziler diyarıydı. Terzilerin kazancı çok bol ve gözde bir meslekti.İlk okulu bitirir bitirmez
dayımın terzi dükkanına çırak girdim. Sabah erkenden gelir önce ütüyü yakardım. O zamanlar ütüler kömürlüydü. Meşe kömürüyle yakardık. Öğleye doğru ustalar gelirdi. Öğle yemeği için bize 25 kuruş harçlık verirdi. O alınteri kokan 25 kuruş avucumuzda milyarlara bedeldi.”

BOL BOL TEĞEL ÇEKERDİK

Polatlı çiftçi kesimiydi fakat moda yakından takip edilirdi. Giyim kuşam hususunda herkes maddi gücüne göre kumaş beğenir terzilerin yolunu tutardı. Erkek terzileri genelde çarşı içinde bayan terzileri mahalle aralarında da bulmak mümkündü. Kadın terziler evlerinde çırak kızlarla çalışırdı. Singer diliş makineleri terzilerin en tercih ettiği markadır. Terzinin yüzüğü ünlüdür. Çırakların parmakları yüksük tutar tutmaz bol, bol teğel çekerdi. “Ustalarımız eli ağır sanatkar olacağına ayağı tetik dilenci ol derlerdi.”

AVRUPA DİKİMEVİ

Kalfa olduğum dönemde ise Ahmet Türer’in yanına geçtim. Ustam, 2. Dünya Savaşı’nda Romanya’dan Polatlı’ya gelmiş. Fransa’da eğitim görmüş. Dükkânının adı ‘Avrupa Dikimevi’ydi. Orada 7 yıl çalıştım. Arkadaşlarım bana çalıştığım dükkandan esinlenerek ‘Avrupalı’ derlerdi. Avrupa Dikimevi’nde Topçu Okulu’nun resmi kıyafetlerini dikiyorduk. İlçede görev yapan hâkimler, savcılar, başöğretmenler, varlıklı kişiler terzihanenin müdavimleriydi.

O DEVRİN NEZAKET KÜLTÜRÜ BAŞKAYDI

Niyazi Tunca, ilçenin geçmişine dair bilgi verirken: “ 1960’lı yıllarda ilçenin nüfusu bu kadar yoğun olmamakla birlikte kültürel yapısı çok meoderndi. Büyüklere karşı saygı vardı. İnsanları arasında nezih dostluklar kurulurdu. Kadınlar istediği gibi giyinirdi. 1968 yılında benim eşim de dahil olmak üzere mini etek modası Polatlı’yı da sarmıştı. Caddede kimseden çekinmeden, laf söz atılmadan kadınlar, kızlar mine etek giyebilirdi. Şimdi aynı şekilde mini etek giyenler eskiden olduğu kadar rahat dolaşamıyorlar sanırım. O devrin nezaket kültürü bir başkaydı. Biz terziler yazın yazlık kumaşlar, kışın kışlık kumaşlarla modayı yakından izlerdik. Dükkanda gece yarılarına kadar çalışırdık. “

İĞNE, MAKAS, MEZURU, DİKİŞ MAKİNESİ ,ÜTÜ

Usta terzi olmanın kolay olmadığını ima eden Tunca, “Empirmesi, kaşmiri, jorjeti, ipeği, yünlüsü çeşit çeşit kumaşları müşteri kendisi alırdı. Terziler sermaye koymaz. Tüccar terziler tezgahta kumaş bulundurur. Terzi dükkanının olmazsa olmazı ;makas, ütü, dikiş makinesi, cetveller, çizgi taşı, toplu iğne, yüksük, iğne kumaşın rengine göre rengarenk iplikler…
İyi terziyi müşteri takdir eder. Meslek ilkemiz; meslektaşlarımıza saygılı olmak,onların hakkında olumsuz konuşmamaktı. Herkesin kendine göre müşterisi vardır. Halen de sokakta görseler ustam nasılsın diye sorarlar saygı gösterirler. Biz de onlara saygıda kusur etmeyiz.”

KOT ÇIKINCA PEJMÜRDE OLDULAR

Kot pantolon modası rahat olması dolayısıyla kadınlar pejmürde oldu iddiasında bulunan Niyazi Tunca, “1995 yılına kadar terzilik kazancı bol bir meslekti.. 1995’ ten sonra konfeksiyon çıktı. Kot modası memleketi sarınca bütün bayanlar kot giymeye başladı. Müthiş bir değişim yaşandı. Terziler tek tek dükkanı kapatmaya başladı. Bu arada kot geldi bayanlarda şıklık gitti gibime geliyor.Eski şıklıkları aranır oldu. Mini minnacık ve şık giyinen kadınların oturuşları bile başka bir zariflikti. Kot giyen bir hanımefendi canı istediği gibi oturur.”

DANTEL GİBİ İLMEK İLMEK
İğne ile kuyu kazan eski terziler unutulmaya yüz tutmuş, anıları somut olmayan kültürel mirasımız olacak nitelikte. Niyazi Tunca mesleğini imgelerle bakın şöyle anlattı:

“Eski ocaklar vardır bilir misiniz? Tandır diyoruz biz. Tandıra kaladığın (attığın) tezeği düşünmesen ne olur? Git gel, git gel söner. Ama ara ara gider eşelersen yanar. Terzilikte böyle. Mesleğimde yenilikler yaptım. Fikirler geliştirmek gerek. Evde nasıl dantel örüyorsun terzilikte aynı dantel işi gibidir ilmek ilmek örersin. Çoluğuma çocuğuma rızkımı böyle götürdüm ve meslek hayatım boyunca 30-35 tane çırak yetiştirdim. Hepsinin eli ekmek tuttu.”

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *