» 
 

Babalar biriktirir, evlatlar satar, torunlar geri toplar...

Babalar biriktirir, evlatlar satar, torunlar geri toplar diyerek değerli bir eşyanın elden ele devşirilerek dünya kültürel mirası yüzyıllara aktarılır. İşte Antikacılık nedir ve antikacılığın değeri konulu özel röportajımız...

Antika dükkânlarının bir elin parmak sayısını geçmediği Başkentte, oldukça geniş ve ferah bir mekânda her kesimden her bütçeye sunduğu birbirinden değerli antika objeleri ve tarih kokan geniş antika yelpazesiyle antika tutkunlarını karşılayan Düven Antika Mağazası, Ankara’nın en elit antika mağazaları arasında yer alıyor.

Yakın tarihimizden başlayıp Osmanlı eserlerine, belki daha da geri tarihlere uzanan, özel izinlerle yapılabilen, geniş bir alanı kapsar antika sevgisi ve koleksiyonculuk… Koleksiyoncular ve antika sevenler hayran oldukları objelere ulaşmak, tutkusu oldukları eski eşyalara kavuşmak için birbirinden farklı, pek çok özgün yöntemler kullanırlar. Her ayın ilk haftası kurulan Ayrancı Antika Pazarı, tüm antika tutkunlarının o gün ilk uğradığı yer olur mesela... Sadece Ankaralı değil, ülke genelindeki antika meraklıları o gün orada buluşur.

Birbirinden değerli antika objelerinin düzenli bir mekânda bulmanın çok zor olduğu Başkentte; seçkin antika severlere, antika satışı imkânı sunan antikacı dükkânları bir elin parmak sayısına ulaşmazken, Ankara Kale’de Hayati Erciyas’ın işlettiği Düven Antika Mağazası antika tutkunlarının büyük rağbet gösterdiği yerlerin başında yer alıyor. 50 yaşındaki Hayati Erciyas’ın sahibi olduğu antika dükkânı, objelerin çeşitliliği ve farklı farklı ebatlarda olması özelliğiyle öne çıkarken, iki metre yüksekliğinde şahlanmış at figürü mağazanın girişinde antika tutkunlarını karşılarken, başka bir yerinde ise 250 yıllık Hint düğün merasim töreni salıncağı alıcısını bekliyor.

ZENGİN ANTİK OBJELERİYLE ‘DÜVEN ANTİK’…

1999 yılında Samanpazarı Salman Sokak numara 18/A adresinde antik perde kumaş ve mobilya olarak faaliyete başlayan Döven Antik; daha sonraki dönemlerde, yurt dışından ithal antik mobilyalar ve objelerin getirilmesiyle antikacılık sektörüne büyük zenginlikler katmıştır. Bu dönemde antik mobilya kolunda yoğunlaşan Düven Antik; Fransa ve İngiltere başta olmak üzere antik Avrupa mobilya ve avize objelerinin yanı sıra çok sayıda heykel çeşitleri ile müşterilerine elit bir koleksiyon sunmanın gururunu ve mutluluğunu yaşamaktadır.

ANTİKALAR, YAPILDIKLARI YER VE DÖNEM KANITLANINCA DEĞER KAZANIRLAR

Antikaların, genelde yapıldığı dönemin kralına, kraliçesine veya usta ve tasarımcıyla ilişkilendirildiğine dikkat çeken Düven Antik sahibi Hayati Erciyas; “Örneğin bir İngiliz antikası, yapıldığı sırada hükümdar olan kral ya da kraliçenin adından ötürü George ya da Victoria, bir Fransız antikası XV. Louis ya da Napolyon dönemiyle ilişkilendirilebilir. Bazen de döneminin önde gelen mobilya yapımcısı, usta ya da tasarımcılarının adı kullanılır. Bir antika; ancak yapıldığı yer ve zaman kanıtlandığında değer kazanır. Çoğu mobilya, gümüş eşya ya da porselen parçanın üzerinde, genellikle görülmeyecek bir yerinde hangi fabrikada yapıldığını ya da hangi ustanın elinden çıktığını belirten bir işaret olur. İşaret olmasa bile, uzmanlar kullanılan malzemeye, modele, renklere ve yapımındaki ustalığa bakarak bir parçanın nerede yapıldığını anlayabilirler” dedi.

KAÇA SATTIĞIMIZ DEĞİL, KİME EMANET ETTİĞİMİZ ÖNEMLİ

Koleksiyoncu mantığının, ego ve bencilliği kaldırmadığını ifade eden Erciyas, “Bizler elimize değerli bir nesne geçtiği zaman en yüksek parayı kim ödeyecek diye değil; asıl kime emanet ediyoruz, kültürel mirası muhafaza edip etmeyeceği için kaygılanırız. Bir dönem Rusya’nın ekonomik kriz yaşadığı dönemde Türkler tarafından alınan tarihi antika eserlerinin izini süren Ruslar o parçaları ülkelerine yeniden kazandırdı ”dedi.

TARİHİMİZİ VE KÜLTÜRÜMÜZÜ KORUYORUZ

Hayati Erciyas gizemli mesleğinin sırrını fısıldayarak “Babalar biriktirir, evlatlar satar, torunlar geri toplar diyerek değerli bir eşyanın elden ele devşirilerek dünya kültürel mirası yüzyıllara aktarılır” dedi. Antikacıların; insanlığın tarihini ve kültürel mirasını adeta bir müzeci gibi koruduğuna dikkat çeken Hayati Erciyas; “Antikacı bir nevi tarihi ve kültürel dokuyu korur. Çağından bugüne taşınmış eserlerin yitip gitmesine göz yummaz. Eserler eline geçtiğinde koruma amaçlı maliyeti oldukça yüksek konservasyon denilen bakım ve koruma tedbirlerini gerçekleştiririz. Konservasyon kültürel mirasın ömrüne ömür katar. Antikacı, bir nevi eski eser doktorudur” diye konuştu.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *