Farkonda
Farkonda
» 
 

Çorap örme düzeneğinden trikotaja… Bir yaşam öyküsü

‘Yaşam Öyküleri’ sayfamızda örgücülük mesleğine aşık bir çınardan söz edeceğiz. Sessiz sakin bir köy evinde dünyaya gözlerini açan Faik Özkan, 1920 Romanya doğumlu. Tesadüfen gittiği dükkanda örgü örmeye merak sarmış.

‘Yaşam Öyküleri’ sayfamızda örgücülük mesleğine aşık bir çınardan söz edeceğiz. Sessiz sakin bir köy evinde dünyaya gözlerini açan Faik Özkan, 1920 Romanya doğumlu. Tesadüfen gittiği dükkanda örgü örmeye merak sarmış. Gelin görün ki o dönemde örgücülük mesleğinde genellikle kadınların çalışması söz konusuymuş. Ustalar, biz ‘erkek çocukları çırak’ almıyoruz diyerek Faik Özkan’ı geri çevirmişler. Örgü tezgahlarının renkli dünyasında bir türlü vazgeçmeyen Faik Özkan ustaların ret yanıtını kabullenmemiş. Romanya’da örgü ustalarını araştırmış. Bulgar bir ustaya belirli bir ücret karşılığında mesleği öğrenmek istediğini anlatmış. Hacıoğlu Pazarcık vilayetinde Bulgar ustası Andrey Konsolof’un çırağı olmuş.

Faik Özkan: “ Romanya’da çırak olmazsın dediler; örgücü ustası oldum.”

Faik Özkan’ın hedefi iyi bir örgücü ustası olmaktır. 1933 yılında Türkiye’ye göçerek Polatlı’ya yerleşir. Bu şehrin ilk ve tek örgücüsü olma sıfatıyla 1953’te Örnek Giyim adı altında örgü atölyesini açar. Yarım asrı aşan mesleğinde modayı yakından takip eder. Meslek hikayesi oldukça ilginç olan Faik Özkan ile söyleşirken bir çorabın nelere kadir olabileceğine tanık Olduk. Trikotajın temelinde çorap örmeyi dert edinen bir çobanın hikayesi çıktı.
Çok eskiden bir çoban dağda gezerken ayaklarını sıcak tutabilecek yol ve yöntemler aramaya başlamış. Nasıl yapsam etsem de şöyle pratikce çoraplar örsem diye düşünürken ağaçtan şişler yapmış. Öyle böyle derken günden güne gelişen çorap düzeneği tezgaha dönüşmüş.
Çorapçılık gelişmiş. Deste deste çoraplar örülmüş. Ayaklar sımsıcak… Ustalar bu seferde bu basit düzeneklerle giysiler örelim diye tezgahların başına oturmuşlar… ve trikotaj en basit haliyle insanların barınma ihtiyacına hızır gibi yetişmiş.
Faik Özkan: “Ustamın atölyesinde altı-yedi tane çorap makinesi ve iki tane büyük tezgahı vardı. Çırak olarak ilk girdiğimde sarma çıkrığında yün,tiftik ipleri ip sardım.Örgü iplerini millet kendi getirirdi. Atölyede yedi-sekiz kişi çalışırdık. O tarihte bir kazağı Romanya parasıyla sekiz-on liraya örerdik.”

BULGARLAR ÇÖPÜ DÜKKANIN ORTASINA SÜPÜRÜRLER

Romanya’da mesleki sınavlar sonrasında verilen diploma sorusu oldukça ilginç geldi bize işte o soru ve yanıtı: Faik Özkan’a meslek sınavında ‘ Dükkanın temizliğini nasıl yaparsın, çöpü dükkanın ortasında toplamanın manası nedir?’diye sormuşlar. Faik Özkan, “Dükkana gelince ilk olarak kapıdan başlayarak dükkanın ortasına doğru çöpü süpüreceğim. Dükkanın ortasına çöpü topladıktan sonra dışarı atacağım. Çöpü dükkanın kapısından içeri süpürmenin manası; müşteriyi içeri çağırmaktır. Çöpü kapıya doğru süpürmek ise müşteriyi kovmaktır,dedim.Türk’e bak diyerek beni alkışladılar. 16 örgücü kızın arasında tek erkek örgücü olarak iyi derecede diploma almayı hak ettim. Bu bilgiyi Ustam bana çırak olduğum ilk gün söylemişti. Önce süpürgeyi elime verdi.’Dükkanı süpürmeye kapıdan başlayacaksın. Her tarafın çöpünü dükkanın orta yerine topla. Bizde çöpü kapıya doğru süpürürsen müşteriyi kovmak manasına gelir. Kapıdan içeri süpürürsen müşteriyi çağırmaktır. Bunu bil,’ demişti.”

ÖRGÜCÜ FAİK EFSANESİ

Faik Özkan, Romanya’dan tezgahlarını getirmek için Sofya büyükelçiliğine başvurmuş. İzin çıkmayınca tezgahını orada bırakmak zorunda kalmış demiryolunda 14 ay çalışmış. Faik Özkan, “ Çalışmayı çok seviyordum ama kendi mesleğimde çalışmak istiyordum. Hürriyet Gazetesi’nde bir ilan gördüm. İstanbul’a gittim tezgahı buldum. Polatlı’da Bir ev kiraladım. Kız kardeşlerime de öğrettim. Eşim ve kız kardeşlerimle birlikte Kurtuluş Mahallesi’nde evde örgü örmeye. Bir anda ilçeye nam saldım. Millet akın akın örgü ördürmek için bizi arayıp bulmaya başladı. Polatlı’da trikocu yoktu.1952 yılında evimde gece yarılarına kadar örgü örüyorduk.”

İLK ÇIRAKLARIM RUZİYE VE MÜBERRA OLDU

Faik Özkan, “Tahtadan bir tezgahtı benimkisi. Aşağı yukarı 60 – 70 cm yüksekliğinde bir insanın çalışabileceği şekildeydi. O zaman orlon yoktu.Yün ipliğini örerdik.Kazak modellerimiz için yeni örgü çeşitleri çıkarttım. Müşteri model çeşitlerinden beğenip şu desenden yap diyordu. Artık iş yetiştiremiyordum.Gece gündüz çalışıyordum. Evde çalışırken yanıma iki tane kız çırak Ruziye ve Müberra’yı aldım.”

ÖRGÜ ATÖLYESİ FABRİKASYONA DÖNÜYORDU

Faik Özkan,”Çıraklarıma haftalık 20 lira veriyordum. Bir kazağı ipi onlardan beş liraya örüyorduk. Dükkan taksitlerimi ödedim.75 lira param arttı. Atladım gittim İstanbul’a.İplik alıp kazağı kendim imal etme niyetindeydim.İstanbul’da iplik piyasası Yahudilerin elinde idi. İstanbul- Mahmutpaşa’da- Abud Efendi Han’ında Karpis’in yerinde kaliteli yün buldum.Girdik depoya başladım yün seçmeye. Bir de baktım ki kantara iplik yığılmış. Cebimde ki para yetmiyor. Şunları indirin dedim. Karpis Kardeşler ‘kantara inen mal indirmeyiz. ‘Sen dedi hangi renkleri istiyorsun,’dedi. Kefil istemeden 4565 liralık malı kendi işçileriyle Polatlı’nın ambarı Hekimoğlu’na kadar götürüp teslim ettiler.Birinci senedi 91 vade üç ay sonraya yaptılar. ‘Eğer ki herhangi bir senedi ödeyemezsen bizim bir gün önce haberimiz olsun,’diyerek ilk malımı alıp Polatlı’ya döndüm geldim.
Sabah saat sekizde iş başı yapıyorduk. Akşam beşte kızlar paydos ederdi. Onları Skoda’yla evine servis ederdim. Kendim gece yarısına kadar çalışırdım.Bu günlere kolay gelmedik.Örnek Giyim, her geçen gün fabrikasyona dönüyordu .”

ORLON TRİKOYA DAHİL OLUR

Faik Özkan, “Yün ip Avustralya’dan geliyordu çok güzeldi. Sonra yerli yün çıktı. Yerli yünün ardından Viskon diye bir madde vardı onunla karıştırdılar bir ara onu işledik. Sonra 1958’de orlon çıktı. Orlonun hammaddesi dışardan geliyor Türkiye’de imal ediliyordu. Orlon çok parlak ve hesaplı olunca müşterinin çok hoşuna gitti,”diye iplerde yaşanan değişimi özetledi.

KADIN YELEĞİ MODASI

Hazır yelek modasının öncüsü Özkan “İlçede hazır yelek modası çok tutuldu. Kadın toplantılarında bu yeleği kime ördürdün? Örgücü Faik’e adını duyduklarında ‘Aaa şu bizim Örgücü Faik mi? Biz O’na ne kazaklar ördürdük,’demeye başladılar. Kadın yeleğini örmeye yetiştiremedim. Desenleri değişik oluyordu. Tezgahtan ayarlıyorduk. Öyle çok sipariş oldu ki konfeksiyon misali seri üretime geçtim. piyasaya sürmeye başladım. Orlondan örülen hazır yeleği ölçüp biçip imal ediyordum. Gelen müşteri hazırdan seçiyordu.Örgüde ayar çok önemlidir.Ayarını açınca örgü bozulur.Yazın günü satış durgun olurdu.O zamanda örgü depoluyordum.Mevsim gelince mal yetişmiyordu.İş yerimin ön tarafı dükkan arka tarafta atölye olarak kullanıyordum.”

ÖRGÜCÜLÜĞÜN BİTTİĞİ DEVRE HAZIR TRİKOTAJ …

Faik Özkan, Örgücü aynı zamanda terzidir. Ölçüyle kalıpla çalışır. Kol, boyun, beden,omuz ölçüsünü almayı bileceksin.Triko örüldükten Ördükten kalıpla keseceksin,overlok yapacaksın,düzgün ütüleyeceksin. Bunlarda maharetli değilsen kazak beğenilmez. Eli usta olan örgücü bir tezgahta bir günde yedi- sekiz kazak örebilir. Örgü evinde trikolar kollektif çalışma ile müşterinin beğenisine sunulur. Polatlı’da örgücülük mesleğinin bittiği yerde hazır trikotaj hemen yerini aldı. İeri teknoloji ile trikotaj çağın en moda giysileri arasında vitrinlerde boy göstermeye başladı. Şahsımın adı şehirde hala “Örgücü Faik” olarak bilinmekte. Bu da beni çok onore ediyor.

KADINLARA ÜRETİM KAPISI

Bir yerde emek artı üretim varsa pek çok insana ekmek kapısı açılır Örnek Giyim’de olduğu gibi. Faik Özkan’ın dükkanında örülen kazakların elişini yaptırmak için ev kadınlarına fason verilirmiş. Yenimahalle’de oturan ev kadınları örgü kazağın cebinin yan kısımlarını, iç tarafındaki el işlerini temiz dikişlerini yaparmış.Sekiz-on ailenin kadınları parça başı 15-20 kazak alıp bu işle ev geçindirmiş.

FAİK ÖZKAN: TRİKOTAJ GELECEK VAADEDİYOR

Zamanın bitmek bilmeyen koşuşturması içinde çığ gibi büyüyen ve çağa ayak uyduran trikotajın gelecek vaat ettiğini anlatan Faik Özkan: Trikoculuğun bu kadar gelişmesinin arkasında; üretim zincirinin devam etmesi, hammaddeye yakın olunması, girişimcinin sektörü keşfetmesi en önemli faktör, diyor.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *