Farkonda
Farkonda
» 
 

Lastik ayakkabıların efendisi!

Cızlavat ve soğuk kuyu köyde çapa ve sulamada toprakla baş edebilen tek ayaklık.

Kara lastikte devrim oldu. Marka marka satıyoruz. Mes lastik modelleri modern çağa göre uyarlanıyor. Eskiden yaşlıların giydiği mes lastik, gelin olacak kızlara, oğlan evi tarafından pırtı( nişan giysisi alşverişi) görme esnasında çeyizlik olarak alınırdı.

Ankara Caddesi üstünde yine küçük bir dükkana konuk olmak için hazırlıklarımızı tamamlayıp yola koyulmuştuk. ‘ Ya nasip ya kısmet’ deyip dükkanın sahibi Zeki Galip Kutlubay’la merhabalaştık. Canı gönülden içeri buyur etti . Hal hatır sormalardan sonra geldi tavşankanı çaylar… Aman aman bir muhabbet Sayın Zeki Kutlubay. Espriler havada uçuşurken buyur buyur lastik kokulu, soğuk kuyulu, cızlavatlı, mes lastikli ve kesinlikle yarım asırlık olduğuna iddiaya girebileceğimiz tahta sandalyeli müzelik dükkanda kahkahalarımız çınlıyordu .
Kara lastik(Cızlavat) ve naylon ayakkabılar Anadolu’da unutulmaya yüz tutarken modacılar farklı tasarımlarıyla ‘ Lastik’ ayakkabılarla vitrinleri donattılar. Bir zamanlar Anadolu’nun bakir ovalarında, dağlarında çarık ve deri pabucunu dama attıran kara lastiklerin hikayesini anlatıcısı Zeki Galip Kutlubay, “ Şimdi lastiklerde de devrim oldu. Marka marka satıyoruz. Mes lastik modelleri modern çağa göre uyarlanıyor. Eskiden yaşlıların giydiği mes lastik, gelin olacak kızlara, oğlan evi tarafından pırtı( nişan giysisi alşverişi) görme esnasında çeyizlik olarak alınırdı.

Cızlavat ve soğuk kuyu köyde çapa ve sulamada toprakla baş edebilen tek ayaklık. Derby lastiği, timsah lastiği(timsah da marka) satmaya devam ediyoruz. Beni tarif üzerine başka ilçelerden bile bulup lastik ayakkabılarımdan alırlar. Yaşlıların romatizmasına çorap mesi olmayınca olmuyor ” derler.

1925 Dobroca- Kobadin -Beşol doğumlu Zeki Galip Kutlubay, İlkokulu orada okumuş. Erken yaşta babasını kaybetmiş. Romanya’da tek başlarına hayata tutunmuş bir aileden geliyor. Kutlubay, Romanya günlerini anlatırken: “ilkokulu bitirdikten sonra hiç boş kalmadım. Babam küçükken vefat etti. Ahmet ağa Mehmet ağa demedim çapa, bağ bahçe işlerinde çok çalıştım” diyerek hikayesini başladı anlatmaya…

TÜRKİYE’YE DÖNMEK İSTİYORDUK

Zeki Galip Kutlubay ,17 yaşında iken ayrıldığı Romanya günlerini anlatırken duygulandı. “Almanlar Romanya’yı işgal edince durumlar kötüye gitti. Türkiye’ye gitmek istedik. Türkiye o zaman gezmeye kabul ediyor, vatandaş olarak almıyordu. Türkiye’de alarm halindeydi. Seferberlik ilan edildi. At eşek ne varsa toplanıyordu. Bizim Polatlı’da akrabalarımız vardı. Romanya konsolosluğunda çalışan Şevket Akay bize yardımcı oldu. Akrabam Nusret Özkırımlı’da bize talep de bulundu. 1940 yılında ailece Polatlı’ya göç ettik. Romanya’dan gelirken tek satır tarlamızı sattırmadılar. Romanya çok güzeldi. Oturduğumuz mahallenin yarısı Romen yarısı tatardı.”

TÜRKİYE’DEN İLTİCA İSTEDİK

“Ara dere işlerde çalıştım. Türkiye’yi çok sevdik. Sağda solda geçici işlerde çalışsam bile rahattık. Bu yüzden pasaport günüm gelince ailece iltica istedik kalmak için. Savaşı yılları, Türkiye zor günlerin eşiğinde idi. Zamanın hükümeti, bizden bir şey talep etmezseniz vatandaşlığa kabul ederiz dediler. Biz de bunu kabul ettik böylece Türkiye’de kaldık .”

MÜŞTERİNİN ŞAHSİYETİ VARDIR

Müşterisi aldığı soğuk kuyunun fiyatında mırın kırın edince Zeki Galip Kutlubay, müşteriye gayet kibar bir sesle ” Bir kere senin müşteri şahsiyetin var!” diyerek hafiften iğnelemesi dikkatimi çekti. Bu ne demek dedim? “ Bu bey benim devamlı müşterim, onu üzmeyeceğimi bilmeli!” dedi. Hah!hah! hah! Üstüne bir yudum çay.

KUTLUBAY TİCARET : TEL: 16 62

Bizi Romanya’da ayakkabıcılık mesleğini öğrenen Naim ağabeyim topladı ve Kardeşim Hilmi Kutlubay’la birlikte 1952’de Devlet Üretme Çiftliği’nden ’inden ayrılıp ‘Özenir Kutlubay Ayakkabıhanesi’ni açtık. Ticaret Odası’na kayıt olan ilk esnaflardan sayılırım. Kutlubay Ticaretin aldığı ilk telefon numarası: 16 62 hala hatırımdadır.
Zeki Galip:” Ayakkabı dükkanımı ilk açtığımda; çarık, ayakkabı, soğuk kuyu lastiği sattım. Polatlı’da esnaf azdı. 10.000 nüfusu vardı. İşler iyiydi.70 milyonluk ayakkabı sulamaya dayanmaz. Şimdi devir değişti lastik ayakkabılar da modaya tabi oldu “ diyerek lastiğin sosyetik macerasını takip ettiğini ima etti.

EVLENECEĞİMİZ KIZIN YÜZÜNÜ GÖRMEZDİK

Eee böylesi enteresan tarihi esnaf büyüğümüzü bulmuşken bir de evlenme adetlerini öğrenelim dedik. Eşinizi severek mi aldınız deyince Zeki Galip Bey, “Hey yavrum hey ya! Severek var mıydı o zaman. Sopalarlardı adamı. Sana filancanın kızını alacağız, görmek yok! Gösterirler mi hiç? Kör mü, topal mı, kaderin neyse o olurdu. Şimdi siz şanslısınız. Pastanede buluşup dişini, işini, rakıcı mı, cigaracı mı soruyorsunuz. Konuşuyorsunuz. Birbirinize uymazsanız paydos! diyor. Pastaneden çıkıp başka kapıya gidiyorsunuz. Eskiden Vay anam vay! Nerede bu kadar anlayış?..Allah’tan Hanımım Huriye şansıma iyi ve güzel çıktı” dedi.(1936 yılında evlenmişler)

TATAR TOKUZU

Şu Tatar Tokuzu neymiş Zeki Galip Baba? Dedik. Zeki Galip Kutlubay, içine doğduğu geleneksel Tatar düğünlerinin olmazsa olmaz ritüeli tokuzu anlattı: “ Bizim adetlerde yaylı at arabasıyla gelin geleceği vakit. Kız evi dokuz parçadan oluşan bir gömlek gibi bohça hazırlardı. Tatar adeti böyle. Çorabı, havlusu, maraması(büyük namazlık), mendili… gibi çeyizle hazırlanan tokuz gelinle birlikte yaylı arabada bulunurdu. Damadın delikanlı arkadaşları yaylı arabanın önünü keserdi. Gelin aşağı inmezden önce kız yengelerinden tokuzu alırdık. Sırtımıza bağlayıp davul zurna eşiliğinde oynardık. Ondan sonra gelin damadın evine düşerdi. Tokuz almadan gelini indirmezdik. Tokuzu alan delikanlı çaşlar(oğlanlar) ya çeyizlik parçaları paylaşırlardı. Veya düğün sahibi akay ve apakaylara(kaynana ve kaynata) satarlardı. Aldıkları parayla içki çerez alıp eğlenirlerdi. Tee!.. 85 sene nasıl geçti...”dedi.

RÖPORTAJ İÇİN CANDAN TEŞEKKÜR EDERİM

Lastik Ayakkabıların Efendisi diye hitap ettiğim Zeki Galip Kutlubay’ı tanımak gerçekten çok keyifliydi. Kutlubay: Beni duygulandırdın be kızım. Benimle Röportaj yaptığın için candan teşekkür ederim. Gençlere ve size uzun ömürler dilerim. Çarşı Camii’inde 85’likler gittikçe azalıyoruz. Bizleri anlatmak parayla yapılacak iş değil bu gönül işi. Dükkanı kapatırsam ölürüm. Çoçuklarım kapat diyor. Dükkanı kapatıp evde otursam; Koca karı gençliğinden bahseder. Ben yaşlılığımdan bahsederim yorgan yırtılır! diyerek kendine has özlü sözlerle uğurladı. Eski esnafların her biri bir ekol ve söylemleri kulağımıza küpe olacak nitelikte.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *