» 
»
 

Marmara Denizindeki kirlilik oranı tahmin edilemeyecek kadar yüksek!

Marmara Denizi’nde çevre felaketine neden olan müsilaj (deniz salyası), ilkbahar dönemindeki kadar yoğun olmasa da etkisini halen sürdürmektedir

Müsilaj; Biyolojik ve kimyasal birçok koşulun bir araya gelmesiyle oluşan, fitoplankton olarak adlandırılan bitkisel canlıların aşırı çoğalması, deniz sıcaklığının yükselmesi ve buna bağlı olarak bakteriyel aktivitelerin artması ile oluşan sümüksü, yapışkan ve pis kokulu bir yapıdır.

Uzmanlar müsilaj felaketinin Marmara Denizi’nin ilk 30 metredeki katmanıyla sınırlı olmadığını ve 1000 metrelik deniz tabanına kadar çöktüğünü dile getirirken, suyun altındaki kaya, yamaç veya taşa yapışan müsilajın, suyun içinde bir mıknatıs gibi birikim oluşturduğunu söylemektedir.

Marmara Çevre İzleme Projesi (MAREM) kapsamında 9 kapsamlı rapora öncülük eden Hidrobiyolog Levent Artüz, “Marmara Denizi’ndeki müsilaj miktarının boyutu tarif edilemeyecek kadar yüksek oranda olduğunu, tedbir alınmaması durumunda müsilaj kirliliğindeki ikinci adresin Ege Denizi olacağını söyledi. Hiçbir deniz kendi kendini temizlemez. Her denizin özümseme kapasitesi vardır. Marmara Denizi’nde bu özümseme kapasitesi çoktan aşıldı. Marmara Denizi’nde deniz salyası görülürken, Ege’de köpüklenme göze çarpıyor. Ancak süreç aynı süreç... Ege Denizi, şu an 20 yıl öncesinin Marmara Denizi pozisyonunda. Çanakkale Boğazı açıkları, Saros, Bozcaada ve Gökçeada açıklarında görülen müsilaj kirliliğine önlem alınmadığı takdirde, mevcut tablonun çok daha kötüsünü 15-20 yıl içinde Güney Ege’de görürüz” demiştir.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *