» 
 

Müzehhip - Hattat Alakoç'un on parmağında on marifet!

Geleneksel hat sanatına olan sevgisini evlatlarına da aşılayan müzehhip-hattat Ali Alakoç, imkansıza ve imkansızlığa inanmıyor, Bir işi yapamaya karar verin ve beyninizi zorlayın yeter ki, diyor.

MUTLU ÖZ - ÖZEL HABER: Bazı insanlar vardır becerisi yoktur elinden hiçbir iş gelmez. Bazı insanlar vardır yetenek ve becerileriyle pek çok dalda estetik heyecanlarını yansıtan formlarda sanat eserleri üretir. Sanatı, yaşam tarzı olur meslek edinmede ufuklar açar.  Ofisinde ziyaret ettiğimiz ardından çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdiğimiz sanatçı  Ali Alakoç,  hat sanatıyla  tanışmasının üzerinde   25 yıl  geçmesine rağmen   ilk günkü çocuksu heyecanıyla   tam bir sanat aşığı.

On parmağında on marifet olan  Alakoç’un sanatçı yönü sadece  hat sanatıyla sınırlı kalmıyor; tezhip, ebru, ney üfleme, bağlama çalma ve köyde akarsudan elektrik üretmeye varıncaya değin  elinden her iş geliyor ve  her birisiyle ayrı bir  mutluluk duyumsuyor.

Bir işi yapamaya karar verin ve  beyninizi zorlayın yeter ki, diyor. Sanatın, toplum için en çok gereksinim duyulan bir kavram olması gerektiğini savunan Alakoç, içinde barındırdığı yeteneklerini, televizyon dünyasında yapımcılığını Acun Ilıcalı’nın gerçekleştirdiği  ‘Yetenek Sizsiniz’ programında da başarıyla sergilemiş. Ofis duvarında afişe ettiği, çini tabaklardan oluşan isimlikleri; başbakandan, top modellere, şarkıcılara, dünya güzellerini de  kapsayan yüz yirmiyi aşkın ünlüyle buluşturmuş.

Bu sanatın,  hatseverler  kitlesinin henüz  yeterli düzeyde oluşmadığı, yeni yetişen genç sanatkarların eserlerini satması lazım ki, bu işi yürütebilsinler, sadece hobi olarak nereye kadar devam edebilirler?  Ali Alakoç,  'kartvizitim' diye nitelediği sanatını  ticari zeka pratiğiyle birleştirerek   terhis olacak askerlerden  hatırı sayılır bir gelir elde etmiş.  Sevgililer Günü’nde  Optimum AVM’de Onun standında sevgililer kuyruk oluşturmuş. Tüm bu detayların nedenini merak ediyorsanız bu röportajı mutlaka okumanızı öneriyoruz.                                                                  

Okurlarımız için  Ali Alakoç’un yeteneklerini ilk  olarak nasıl keşfettiğini  anlatır mısınız? 

Elbette büyük bir zevkle tanıtırım. 1971 Yozgat doğumluyum. Toplum için her birimizin yapacağı etkinlikler çok önemli.  Sanatsal faaliyetlerle ticaret hayatını iç içe sürdüren Ali Alakoç’un çocukluğu köyde geçti. İlk okula başladığı gün çizgi çalışması sırasında hızlı ve en düzgün çizgi çizen öğrenci sıfatıyla sınıfta dikkatleri üstüne çekti. O günlerde ben arkadaşlarımın çizgi çizerken neden bu kadar zorlandıklarını anlayamazdım. Ama bugün buradan baktığımda hat sanatı yeteneğimle ilişkilendirebiliyorum.

Sizin aynı zamanda bir mucit olduğunuzu biliyoruz, sanatçı ruhunuzu besleyen, yazıyı imgelerle süsleme ve anlatma derdi olan hat sanatıyla buluşmanız nasıl oldu.

Ortaokuldan sonra Endüstri Meslek Lisesi Torna Tesviye bölümüne devam ettim. Kendimde  farklı yeteneklerim olduğunu liseye başladığım dönemde keşfettim. Çizim derslerinde hızıma kimsenin ulaşamazdı. Matematiksel çözümlerle sonuca anında ulaşırdım. En çok sevdiğim ders Teknik-Resim dersiydi. O dersin süpermeniydim, en iyi notları ben alırdım. Hocam, bir soru soracaksa, Ali sen hariç diyerek zaten çözdüğümü düşündürürdü.

Siz teknolojiyle yakından ilgileniyorsunuz.  Köyünüzdeki dereden elektrik üretme maceranızı anlatır mısınız?

Kişisel yetenekleriniz varsa bir gün bir şekilde mutlaka ortaya çıkıyor. Yeteneklerimden birisi de herhangi bir el sanatını bir saat izlediğimde püf noktalarını hafızama depoluyorum. O işin başına geçtiğimde aynısını üretebiliyorum. Köyde elektrik yoktu, gaz lambasıyla her şey çok kısıtlıydı. Dereden elektrik üreterek evdeki televizyonu seyretme olanağına kavuştuk. İnsan beynini zorlamak zorunda, yoksa gelişemez. Elektrik üretirken pervaneler, girintiler falan ilave ederek  dakikada 60 devirle elektrik ürettik. Ama kasnaklar, borular, sonunda kaynakçı olan eniştem  kaynakçılık mesleğine de el attığımı söyledi.

Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Tören Bölüğü’ne seçilmeniz ve ardından orada  hat sanatıyla  tanışma hikayesi ve hat sanatında  “Edep yahu” diye nitelediğiniz ustasından icazet alma meselesini biraz açar mısınız?

Cumhurbaşkalığı Muhafız Alayı Tören Bölüğü’nde görev yaparken askeri gazinoda bir masada   kağıtlar üzerine yazılar yazan tertibim  dikkatimi çekti. Takip etmeye başladım. Adının Selami Gümüş olduğunu öğrendiğim hat sanatçısı bir kalemle ve tek hamlede değişik yazılar çıkarıyordu. Yazılarına yoğunlaşan ilgimi belirttim. Güzel bir söz vardır “Edep yahu” şahsım hat sanatına gönül vermek isteyen kimse, ustasından nezaketen izin alması gerektiğini düşünürüm. Hat sanatı hoşuma gitti yapmak istiyordum ama pat diye olmazdı. Bir usul erkan ile bu sanatı yapmak istedim, Selami Gümüş  ustadan icazet aldım diyebilirim. Hat sanatı  dinsel yönü ağır bir sanat mutlaka edep  erkanı olması lazım.

Hat sanatı dinsel ağırlığı olan bir sanat yorumunuzla anlatmak istediğiniz nedir? Sanatçı imgelerle yolculuğu hatta nasıl yansır?

Türkler Müslüman olma sürecinde Arap alfabesini benimsenir. Uzun bir süre hat sanatıyla yolları kesişmeyen Türkler, hat sanatıyla Anadolu'ya geldikten sonra ilgilenmeye başladılar. En parlak dönemlerini de Osmanlılar zamanında yaşadılar. Benim yaptığım çalışmalar her ne kadar halk arasında ‘hat sanatı’ olarak tanımlansa da aslında Arap alfabesiyle yazılan hat sanatının Latin harflerine uyarlanmış halidir. 25 yıldır bu sanata gönül vermek bana huzur veriyor ibadet gibi.. Her geçen gün bu sanatla dolu dolu yaşayarak çizgilerin gizemine eriyorum.
Sizde anladığım kadarıyla her yeteneği bir şekilde değerlendirerek bir sonraki çalışmanızda kaynak yaratma gibi pratikler var. Dolayısıyla hat sanatının ne şekilde bir arz talebe çevirdiniz? Sanatını Türkçe harflerde uygulayan ve özellikle çini tabaklara yazdığı isimleri ile bugün büyük beğeni toplayan hattat Ali Alakoç,   Selami  Gümüş ile birlikte gerçekleştirdiği ilk çalışmaları değerlendirdiğinde neler söylemek ister?
Hatla tanışmam ve ardından gelen yıllarda geliştirdiğim çizgi ve sanat anlayışımda çok şey değişti elbette. Elimdeki çizgi hızı, içimdeki öğrenme aşkı farklı form ve boyutlarda desenlerime yansıdı.  1993 yılında başlayan hat sanatı çalışmalarım halen değişik objeler, çizgiler deneyerek devam edecek. Her sanatın kendi içinde bütünlüğün sağlayan kompozisyon, hat sanatında da  geçerli. ilk günle bugün arasında ve iki sanatçı arasında kültürel bakış, sanat algısı, yorumlma farkı, el becerisi esere yansıyor. Yazı kompozisyonunda önemli bir ayrıntı; ya dairesel ya da elips şekline gelmesi gerekiyor.

Tertiplerinizden  edindiğiniz gelir desek…

Askersiniz, harçlığınızı düşünmeniz gerekiyor. Kendi kendime   bu sanatı ticari boyutta nasıl değerlendirebilirim diye.. Sonunda buldum. Son dört ayda askerlerin hatıra defterlerine yazılar yazarak askeriyeden kazanacağım dedim. Terhisi yakın askerler bana liste verdi. Arkadaşların adını  hatıra defterine hat sanatı tarzında yazmaya başladım  her hatıra defterinden en az 200-300 lira kazandım. Çocukluktan başlayarak hayatımın her döneminde ticareti sanata; sanatı ticaret çevirmeye yatkındım. Her konuda azimliydim.

Muhafız Alayında askerde  katıldığım pentatlon müsabakalarında  rambo gibi gençlerin  arasında spor birincisi oldum rekor kırdım ve plaket  de aldım. Askerde tertibimden görerek başladığım hat sanatını  tabelacılık mesleğine de  bir basmak oluşturdu. Askerden dönünce Yozgat’ta farklı ebatlarda  tabelalar çalıştım. Daha sonra  reklam işine ilgi duydum. Adım adım  yürüdüğüm iş hayatında kendi şirketimi kurdum. Sanat ve iş sahasını yıllardır birlikte yürütüyorum. Reklamcılık işinde de Ankara genelinde ilk 10'un içinde hizmet vermekteyiz.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *