Farkonda
Farkonda
» 
 

Nevresimin gölgesinde ipekli yorgan sabrı…

El emeği göz nuru rengarenk ve has desenleriyle geleneksel yorganlar yüklüklerde naftalin kokulu yalnızlıklarıyla baş başa kalsa da meraklısı için antika değerinde.

ETİ SENİN KEMİĞİ BENİM

Sivrihisar’ın Paşakadın Köyü 1942 doğumlu Şemsettin Akay’ı babası Ali efendi 12-13 yaşlarında yorgancı ustası Mehmet Kalkan’ın yanına ‘Eti senin, kemiği benim!’ diyerek çırak vermiş. Yarım asrı aşan mesleğinin hikayesinde Şemsettin Akay : “Babam köyde çiftçilikle uğraşırdı. Beş kardeştik. İlkokulda matematikten başka hiçbir dersi sevmezdim. Çalışmak zorundaydık. Bizim köye kalaycılar geldi köye gelen kalaycıların yanında körük çektim. Yıl 1957 babam “ Eti senin, kemiği benim!” diyerek yorgancı Mehmet Kalkan’ın yanına çırak verdi. O günden bugüne iğneyle kuyu kazar gibi basma, saten, ipek yorganları dikmeye devam ediyorum. Yorgancı zanaatkarları parmakla sayılacak kadar az kaldık. Beş yıl sonra yorgancı esnafı kalır mı bilemem? O güzelim ipekli yorganlarımız unutulmaya yüz tutuyor bizler gibi… Ama ben umut ediyorum ki; yün yorgan bir gün tüm debdebesiyle geri gelecek! Bu meslek bitmez” diye konuştu.

Nasreddin Hocanın ‘Yorgan gitti kavga bitti’ sözü gerçek oldu; “ Nevresim çıktı ipekli yorganlar bitti!

Binlerce yıllık tarihinde önceleri soğuktan korunma amaçlı dikilen yorganlar sonrasında doğanın desenlerine özenilerek rengarenk kumaşlara nakşedilmiş. Anadolu’nun el emeği göz nuru zanaatlarından biri olmuş çıkmış. Yorganın astarı yüzünü geçer; çırak ustayı geçer, Uygurlar’dan Anadolu’ya ve Yorgancı Şemsettin Akay’lara değin nice değişime uğramış. Gün gelmiş teknoloji devrimiyle yorgancılık zanaatı eski değerini arar olmuş. Bizim yazı dizimize konuk olan yorgancı Şemsettin Akay’ın hayat hikayesinde de yorgancılığın geçmişten bugüne teknolojiyle gelen değişimine tanık oluyoruz.

SEYYAR YORGANCILAR
Polatlılı yorgancı zanaatkarı ve ES- ES Yorganevi’nin sahibi Şemsettin Akay : “Anadolu’da bir baştan bir başa çeyiz sandıklarının üstüne sırım gibi dizilen nakışlı yorganlar bir nevi o evin statüsünü belirlerdi . Köylerde düğün zamanı yorgancılar seyyar yorgancılığa çıkardı. Düğün olacak hanede yeme içme onlara ait bir hafta on gün kalarak yorgan dikerlerdi . Yorganı satenden diktirecekseniz 4,5 metre yüzden, astarı çift en az 2,5 metre olur. Yüz ve astarı birbirine dikmeye yorgancı lisanında çatma denir. Makinede astar ve yüz çatılınca tezgaha serilir ve model verilir. Yorgancılık 1980 sonrası değişen hayat şartlarına göre elyaf , slikon ve hazır yorgana dönüştü” dedi.

BİR YORGAN MANİSİ
“Pembe yorgan düreyim
Aç kapıyı gireyim
Her gün gel geç buradan
Yar olduğunu bileyim.”

ÇIRAKLIKTA SULTAN SÜLEYMAN SABRI
Meslekte altmış yıl! Dile kolay. Gün doğuşundan gün batışına her Allah’ın günü Bismillah deyip açmış dükkanı. “Bir ömür böyle geçti” diyor Şemsettin Akay ve devam ediyor: “ Çıraklığın hasılında Sultan Süleyman sabrı gizlidir. Taptuk Emre pirinin kapısını yol eden derviş misali emirlere harfiyen uymaktır ki eli işe, gönlü mesleğe yatsın diye düşünülür. Çırak hallaçlığı öğrenir yünü döverek dikilmeye hazır hale getirir.”

MODELE GÖRE FİYAT
Polatlı’da meslekten ekmek yiyen yorgancı sayısı eskiye göre çok az. Bir zamanlar yorgancılar dolar taşardı. Hele harmandan sonra gelin yorganları sıraya girerdi. Yorgan modeline göre fiyat biçilirdi. Bereketli meslekti. Saray nakışı, Salkım, Yelken, Tavus Kuşu, Gelin Tacı gibi modelleri ipek veya basma kumaşına göre fiyatı değişirdi. Gelin yorganlarında müşterinin tercihi genellikle mavi, kırmızı, pembe, yeşil ipek, saten ve kadife yorgan modası ise köylerde çok yaygındı diye anlatan Usta:
“Bizim mesleğin okulu yok göz hizası el mahareti ile ustanın yanında çırak çıkarak öğrenilir. 5 tane çırak yetiştirdim. İki tanesi yorgancı ustası oldu yorgancılık yapıyor. İnce iğneyle kuyu kazan yorgancının yan işleri yatak yastık yapmak, yün atmak (Hallaçlık) tarihe karıştı. Eskiden kilolarca yün atardık. Yorgancılıkta çırak çıkmıyor artık. ‘Yorgancılık’ biter gibi görünse de bir gün değeri anlaşılacak. Elyafın sağlığa çok zararlı olduğu söyleniyor. Yün yorgan sağlığa çok faydalı “ vurgusunda bulundu.

MUHTEREM NUR’A ÇAY VERDİM
Yorgancı Ustası Şemsettin Akay sohbetimizin sonunda halk ve sanat müziğine olan merakından söz ederek Muhterem Nur’la olan karşılaşmasını şöyle anlattı: “Askerliğimi Sivas(1962-1963)Orduevi’nde yaptım. Muhterem Nur o günlerde kendisi gibi sinemacı Işık Kan’la evliydi onu görmeye Sivas’a geldi. Orduevi’nde benden çay istedi verdim. Çok güzel bir kadındı. Benim için güzel bir anı oldu. Teoman Alpay orada askerdi. Türk Sanat Müziği’nin ünlü bestekarı gerçekten sen misin diye sorunca ‘evet’ dedi. Onunla tanıştığıma çok mutlu oldum. Türk sanat ve halk müziğini severim. Zeki Müren konseri için ta İzmir’e gittim. Dükkanda radyomu hiç kapatmam benim arkadaşım gibi mutiki dinlerken yorgan dikmek çok zevkli ve günün yorgunluğunu alıyor.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *