Farkonda
Farkonda
» 
»
 

Sosyal medya ev hanımlarını depresyona sokabilir!

Sosyal medya üzerinde sergilenen abartılı yaşamlar, geleneksel ev kadını ve anne durumundaki kişileri depresyona sokabiliyor. İşte uzmanından sosyal medya ve ev kadını rolü üzerine verdiği bilgiler.

Her yıl dünya üzerindeki 1 milyon kişinin intihar ederek yaşamına son verdiği düşünüldüğünde bu duruma sosyal medyanın etkileri de artık ciddi araştırma konusu haline gelmiş durumda. Bahçeşehir Üniversite Hastanesi Medical Park Göztepe Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selma Bozkurt, sosyal medyadaki abartılı hayatlar ve ev kadını rolü üzerine bilgiler verdi.

Son dönemde yaş aralığı oldukça genişleyen, 7'de 70'e herkesin yer aldığı sosyal medyada sanal hayat elbette bazı sorunları da beraberinde getiriyor. Günlük hayatta gerçekte yaşananların aksine farklı profiller çizilmesi, abartılı hayat tarzları çizilmesi, daha sade hayat yaşayan insanları etkiliyor. Türkiye'de 9 milyon civarında kişinin ruh ve sinir hastalıklarından dolayı doktora başvurduğu, son 5 yılda antidepresan kullanımının yüzde 27 arttığı göz önünde bulundurulduğunda sorunun hiç de azımsanmayacak düzeyde olduğu söylenebilir.

Toplumda görülen en yaygın hastalıklar arasında yer alan depresyon yüzde 10 oranında kişiyi etkiliyor. Erkeklerde her 10 erkekten biri, kadınlarda ise her 10 kadından 4-5'ini etkileyen depresyon, her toplumda kadınları daha çok etkiliyor. 18-44 yaş aralığında kadınlarda görülen depresyon Türkiye'de kadınları neden etkiliyor bir de buna bakalım.

Ataerkil toplum zihniyeti kadın geleneksel evlilik modelini dayatıyor ve kadın da bunu içselleştiriyor. Özellikle küçük yaşta evlilik ve doğum, eğitim düzeyindeki düşüklük, işsiz eş, kadının işsiz olması, çok sayıda çocuk, uyumsuz evlilik, şiddet gibi nedenler kadınları depresyona yatkın hale getiriyor. Depresyon riskini artıran başlıca faktörler arasında ise erken ebeveyn kaybı, alkol ve madde kullanımı, anksiyete bozuklukları, sosyo-ekonomik düzey düşüklüğü, boşanmak, kişilik yapısı, bazı tıbbı ilaçlar, tıbbi hastalıkları, hormonal değişiklikler yer alıyor.

İNTİHAR EDENLERİN YÜZDE 70'İ DEPRESYONDA

Geçtiğimiz 45 yıl içinde intihar nedeniyle ölümlerde yüzde 60 artış görülmesi ve her yıl 1 milyon kişinin intihar ederek ölmesi oldukça vahim ve araştırılması gereken konular arasında. Yapılan araştırmalarda intihar edenlerin yüzde 70'inde depresyon olduğu, depresyonlu hastaların ise yüzde 15'inin intihar ederek yaşamını sonlandırdığı biliniyor. Kişinin duygusal, bilişsel, davranışsal ve bedensel alanlarını etkileyen depresyon, kesinlikle tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunu.

İçe kapanıklık, yavaş davranışlar, durgunluk depresyon belirtileri arasında olsa da tek belirti denilemez. Gereksiz telaşlanma, huzursuzluk da bu belirtiler arasında yer alıyor. Bu durum kişilerin zihinsel faaliyetlerini etkiliyor ve mesleki yaşamlarında olumsuz sonuçlar doğurabiliyor. Depresyonun en ağır hali olan majör depresyon, kişinin genel sağlığını bozuyor ve kronik hastalıkların seyrini ve tedavisini olumsuz etkiliyor.

SOSYAL MEDYADA MUTLULUK VE ZENGİNLİK POZLARI

Sosyal medyada bazı kişilerin profillerinde sürekli mutluluk pozları, dertsiz tasasız görüntüler görürsünüz. Her anında mutlu ve neşeli olmak bilinçli ya da bilinçsizce kitlelere empoze ediliyor. Sürekli şık mekanlarda yenen yemek paylaşımları, zengin ve mutlu görünen insan fotoğrafları, üst sınıf insanların arasında yapılan partilerden görüntüler, insanların kendi hayatlarını onlarla kıyaslamasına neden oluyor. Bu yaşanan dünya ile kendi dünyasının arasında hiçbir ilgi olmadığını gören kişi mutsuzluğa kapılıyor ve sonuçta yetersizlik, karamsarlık, alınganlık, dikkatte azalma, odaklanma güçlüğü gibi depresif belirtiler ortaya çıkabiliyor.

Özellikle ergen ve genç erişkin kadınlar toplumsal olaylar, zayıflık, güzellik, moda gibi psikososyal etkenlerden etkileniyor. Fiziksel rahatsızlığa bağlı, kadınlığı temsil eden organ kayıpları, saç kabı, ayrıca depresyonu tetikleyen etkenler arasında.

DEPRESYON MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ

Daha çok hastanelere depresyon başvuruları 40-60 yaşları arasında görülürken, depresyon hastalarının büyük bölümü doktora gitmiyor. Depresyon nedeniyle tıbbi yardım alan hastaların oranı en gelişmiş ülkelerde bile yüzde 100 oranında değil. Türkiye'de ise bu rakamlar yüzde 20-30'lar civarında. Bilimsel dayanağı olmayan ilaç açıklamaları nedeniyle hastalar tıbbi yardım almaktan çekinebiliyor. Antidepresan kullanması gerekirken içinde bulunduğu durumu gidermek için alkol-madde kullanımı gibi yollara başvurabiliyor.

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *