» 
 

Tohum toprağa, engelli topluma emanettir…

Zamanını, emeğini, enerjisini, birikimini sabır göstererek engellisini seven Çetiner ailesiyle 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde buluştuk.

Elif Çetiner, amcası için duygularını şu sözlerle ifade etti: “Amcam benim her şeyim. Onun bu dünyada olmaması demek benim hayatımda büyük bir boşluk demek. İnşallah sağlıklı bir şekilde hep yanımızda olur. Sizlere de küçük bir rica; Onları hep sevin. Sevginizden mahrum bırakmayın. İnanın buna çok ihtiyaçları var.”

Ülkemizde ‘Engelli’ olmak mücadeleci bir ruhla yaşamayı gerektiriyor. Toplumsal hayatın içinde eskiye kıyasla dolu dolu ve coşkulu yaşantıları ile varolan engellilere karşı duyarlı, bilinçli ve daha anlamlı iletişim kurabilen bireyler olmamız gerekiyor. Etrafımızdaki engellilerin dünyasında ne olup bittiğini görmek ve engelli ailelerin çektiği zorlukları istenilen ölçüde anlayıp, destek vermek hepimizin insanlık vazifesidir.
Engelli Şerif Çetiner, ailesinin en sevilen ferdi olarak yaşamını sürdüren şanslı engelli kardeşlerimizden sadece bir tanesi.

ABLASI ŞERİF’İ ANLATIYOR…

“Arabadan duman çıkmaya başladı. Biz telaşla onu arabadan dışarı çıkarmaya çalışırken o da arabada terliği kalmış, onu kurtaracağım diye arabadan inmemekle inat etti. Güler misin, ağlar mısın işte ne diyeceksin ki..”

Engelli kardeşiyle birlikte oturan Gülay Çetiner, “ Şerif 41 yaşında ama zekası 5 yaşındaki çocuk gibi. Doğuştan engelli. Eskiden tıp bu kadar ilerlemediği için hamilelikte özürlü olduğu bilinememiş doğduğunda anlaşıldı. Doğduktan sonra doktorlar 1 ay bile yaşamaz ölür dediler. Çok küçüktü ve kötü durumdaydı. Yaşaması Allah’ın mucizesiydi. Ondan hiç utanmadık, el bebek gül bebek büyüttük. Ailede herkesin bir tanesidir. Çocukken çok yaramazdı. Hastalığı itibariyle biraz saldırganlığı vardı ama mahalledekiler hiçbir zaman dışlamadılar. Biz de elimizden geldiği kadar düzeltmeye çalıştık” dedi.

ŞERİF ÇETİNER’İN DÜNYASI…

Engelli Şerif Çetiner, 43 yaşında olmasına rağmen beş yaşındaki çocuk zekasıyla yaşam öyküsünü anlattı: “Benim adım Şerif, soyadım Çetiner. Annem babam öldü. Ağabeyim ve ablalarım var. Yeğenlerimin isimleri Elif, Mustafa, Sevcan, Ömer, Fatih,Yavuz.”

BENİ ALLAH BÜYÜTTÜ

“Beni Allah büyüttü. Allah yukarıda, Atatürk de kalbimde. Atatürk’ü çok seviyorum. En sevdiğim oyuncaklarla oynamak, televizyon izlemek, dışarı çıkmak. Ben küçükken düğünlere gidiyordum, oyun havası oynuyordum. Annemle birlikte teyzeme giderdik. Sabahları ekmek domates simit yemeyi çok seviyorum.”

ŞEKER KOMASI SONUCU

“ Doktor amcalar bana çok yeme diyor. Şeker hastasıyım ben. Çok yiyince şeker komasına giriyorum. Dışarı çıkmayı çok seviyorum. Önceden ben camı kırıp evden kaçıyordum. Ağabeyimin ablamın sözünü dinlemedim ayaklarımı kestiler. Ayaklarım olsaydı yine evden kaçardım. 2 tane kedim var onlarla oynamayı çok seviyorum. Onların adı Mazlum ve Aşkım. Bir köpeğim var adı Ayaz. Bir tanede kuşum var adı Çapkın. Nurhan ve Erdoğan öğretmenimi onları çok seviyorum. Geçen gün Nurhan öğretmenimi gördüm beni sevdi çok mutlu oldum.”

BÜYÜYÜNCE POLİS OLACAĞIM

“Ben büyüyünce polis olacağım.Hırsızları yakalayacağım.Buradaki komşularımızı çok seviyorum bana her gün oyuncak getiriyorlar. Anlatmayı seviyorum. Bazen yeğenlerimin defterlerini , kalemlerini alıyorum.Şarkı söylemeyi çok seviyorum.
Babili babili şarkısını çok seviyorum. Bunu ben besteledim. Esentepe’de otururken arkadaşlarım vardı. Komşunun çocuklarıyla oynuyorum. Bir de önceden arkadaşım Hasan vardı. Onunla hep düğünlere giderdik. Bana hep “Şeli” derdi.”

BABAYLA TRAŞ KEYFİ

Çetiner babasının vefatını bayram sevgisiyle birleştirerek anlattı: “Bayramları çok severim. Bayramdan önce babam beni tıraşa götürürdü. Sonra bana bayramlık almaya giderdik. Eskiden bayramlarda erkenden dışarı çıkıp, şeker ve fıstık toplardım. Herkesin evine gidip baklava yerdim, limonata içerdim. Amcaların, dedelerin elini öperdim. Onlarda bana bayram harçlığı bir de mendil verirlerdi. Ama ayaklarım kesildikten sonra artık bayramlar hiç güzel değil. Dışarı çıkamıyorum, şeker toplayamıyorum. Şimdi de en sevdiğim akrabalar bayramda benim yanıma geliyor oturuyor. Ağabeyim beni mezarlığa annemle babamın yanına götürüyor. Onları çok özlüyorum” dedi. 

AİLEMİZİN GÖZBEBEĞİ

Şerif Çetiner ile yakından ve dayanışma ruhu içine ilgilenen aile bireylerinden abla Gülay Çetiner: “Engelli ailesi olmak zor. Dışardan görüldüğü gibi değil. Engellilerin dünyası farklı. Toplumun bakış açısı ise eskisi gibi değil yaklaşımları daha güzel. Şerif bizim gözbebeğimiz. O olmasa ne yapardık diye düşünüyoruz. Şerif diğerlerine göre daha şanslı çünkü çok iyi bakılıyor. Komşularımız da çok ilgili kendi çocukları gibi ilgileniyor. Engelli insanların da eğitilmelerini isterim. Şerife ailece yardımlaşarak bakıyoruz. Engellisine Sahip çıkmayan insanlarda var onlar için çok üzülüyorum. Engelliler bizim canımız Allah’ın bize verdiği bir imtihan onlara çok iyi bakmamız gerekir” dedi

GÜLER MİSİN AĞLAR MISIN?

Şerif Çetiner’in hayat hikayesini dinlerken çok keyif aldık ama bir o kadar da hüzünlüydü onun yaşamı. Abla Gülay Çetiner , kardeşinin muzipliğiyle ilgili birkaç anısını da bizimle paylaştı: “Babam belediyede çalışıyordu. Bir gün öğle yemeği için eve geldi. O sıra da arabayı kapının önüne bırakmış. O esnada Şerif arabaya binip,el frenini çekip arabayı hareket ettirmiş.Araba yokuş aşağıya inip direğe çarpmış. Gören komşular panik içinde bize haber verdiler. O an Allah’tan evin içine girmemiş o zaman için büyük bir kaza atlattık.
“Arabadan duman çıkmaya başladı. Biz telaşla onu arabadan dışarı çıkarmaya çalışırken o da arabada terliği kalmış, onu kurtaracağım diye arabadan inmemekle inat etti. Güler misin, ağlar mısın işte ne diyeceksin ki..”

BAYRAMLARI ÇOK SEVER

“Annem çok fedakâr bir kadındı. Ömrü Şerif’e bakmakla geçti. Nur içinde yatsın. Şerif’in herkesle o kadar çok anısı var ki anlatsak roman olur. Beş yıl önce şeker hastalığından dolayı ayaklarını kaybetti. Çok zor günler geçirdik. Hastanelerde kaç ay yattık.Kötü günlerdi Allah tekrar ettirmesin bir daha.Şerif bütün gün ilgi bekliyor, konuşmak istiyor.
Şerif bayramları çok sever. Şerif’i bayram gelmeden 10 gün önce telaşlanır. Bize sürekli bayram temizliğini ne zaman yapacaksınız, ne zaman baklava yapacaksınız, bayram şekeri aldınız mı diye sorar.
Şerif bayramları sabah erkenden dışarıya bir çıkardı akşam olana kadar eve gelmezdi. O kadar çok şeker ve fıstık toplardı ki belki bir daha ki bayrama kadar yese bitmez o derece çok. Kimseye de vermezdi. Sadece kendi yerdi. O zamanlar şeker hastası değildi yemek içmek serbestti. Rahat gezebiliyordu. Belki de eski bayramları çok özlemesinin sebebi de budur. Ayakları kesildikten sonra dışarıya çıkamıyor. Sürekli birileri gelip gitsin istiyor. Gözü kapıda olur hep. İlgi bekliyor. Sağ olsunlar akrabalarımız ziyarete gelirler. Çok sevinir. Biz Şerif’in bu durumuna alıştık ve kabullendik. Umarım herkes de bizim gibi engellisiyle ilgilidir” dedi

HABERAKAR -
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş YORUM YAZIN

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *