Farkonda
Farkonda
» 
» 
Gücün kadar konuş

Gücün kadar konuş

Dr. İlhami Pektaş

Şahıslar, aileler, şirketler ve devletler… Güçlü ekonomisi olanlar bu dünyada istediklerini yapıyor; olmayanlar da gariban bir hayat sürüyorlar. Devletler mevzu bahis olursa ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Japonya ve Rusya gibi ülkeler ekonomik gücü ile dünyada sözünü geçiriyor. Devletler üstü şirketlerin devletlerin para politiklarını ve kararlarını nasıl etkiledikleri konusunda da Apple, Lockheed Martin, Boing, BAE, Google, Microsoft , Rytheon, General Dynamics, Northrorp Grumman, Airbus, United Tecnologies ,Siemens, Bombardier, Samsung gibi şirket örnekleri, en zengin aileler olarak Carlos Slim Helu,  Liliane Bettencourt,  Bernard Arnault, Christy Walton, Michele Ferrero, Rothschild ve Rockefeller aileleri, en zengin iş adamları olarak ta  Meksikalı iş adamı Carlos Slim Helu, Amerikalı iş adamı Bill Gates,  İspanyol iş adamı Amancio Ortega, Amerikalı iş adamı Warren Buffet ve Larry Ellison gibi iş adamları verilebilir.

İngiliz yardım kuruluşu Oxfam’ın raporuna göre dünyanın en zengin yüzde 1’lik kesiminin serveti, geri kalan yüzde 99’luk kesimin servetinin toplamına eşit. Dünyanın en zengin 62 milyarderin serveti de dünya nüfusunun en yoksul yüzde 50’lik kesimi olan 3.6 milyar insanın servetine denk geliyor. 10 kişiden biri günde neredeyse iki doların altında bir parayla geçinirken bu kadar servetin birkaç kişinin elinde olması çok düşündürücür.

Yaşadığın çevre, evin, villan, arabanın markası, elbisenin ve ayakkabının, telefonunun, çantanın markası,  yemekler, çocukların özel okulu, kaldığın otel, gittiğin hastane, lokanta vb. hep paranın gücüne dayanıyor ve deyim yerindeyse paran kadar, malın kadar kadar konuş diyor.  Paranın gücüne göre toplumda yer buluyor. Bunlar hep insanın ekonomik gücünü simgeliyor. Bu gücün verdiği cesarete göre de yaşama ve davranış şekilleri kişiden kişiye farklılıklar gösteriyor.

Çin atasözü derki ;

Davacı zengin, davalı yoksulsa,yada davacı yoksul davalı zenginse yasa zenginden yana işler.
Davacı da davalı da zenginse davada, Kadı özür dileyerek çekilir aradan. Davacı da davalı da yoksulsa, bak, işte o zaman işte hak yerini bulur.

Maalesef garibanın ise kendini savunması ve konuşması istenmiyor, konuşursa da sözüne itibar edilmiyor. Bu güç içine girdiğin bir toplulukta, mahkeme salonunda, lokantada, otelde, okulda, hastanede, iş yerinde bile nasıl karşılanacağını ve itibar göreceğini belirliyor.

Bu sözü biraz genişletirsek; “Paran kadar özgürsün” biraz daha açarsak “Paranın gücü kadar yaşarsın” “Paranın, malının yada ekonomik gücün kadar konuşursun”anlamını çıkarmak mümkün oluyor. Eskiden güçlü ordularla kazanılırdı savaşlar şimdi ise ekonomik güçle savaşmadan kazanılıyor.
Paran yoksa, sabah erken kalkmaya, parası olan birinin yanında çalışmaya, onun emirlerine aynen uymaya, ona saygı ve itaat göstermeye, alacaklılarını ve ev sahibini atlatmaya, arkadaşlarının yanında utanmaya ve sıkılmaya mecbur oluyorsun.Yani bir anlamda özgür olamıyorsun.

Ama yeterince paran varsa, bir iş yeri açabiliyorsun, yanında insanlar çalışabiliyor. Canın isterse işe gider, canın isterse tatile gidebiliyorsun. Gönülden olmasa da etrafındakiler sana saygı gösterirler, sen konuşursun, onlar dinlerler. Sağlık, eğitim, eğlence, tatil, sanat, spor kapılarının kilidini açan kağıttan birer maymuncuktur etiket ve paracıklar. Paranın miktarı kadar itibar satın alırsın, itibar görürsün. Özgürlük alanının çapı da sana açılacak kapı da, sahibi olduğun paranın miktarı ile artar.

Günümüzde insanların çoğu parasıyla, makam, şöhret ve etiketiyle sevgi ve saygınlık görmekte, istediği insanın ilgisini çekmeyi başarmakta, hayatını dilediğince sürdürebilme özgürlüğüne sahip olmaktadır.

Para, artık günümüzde bir ticari malın değerini belirlemeye yarayan bir madde olmaktan çıkmış insanların gücünü belirleyen bir değer ölçüsü haline gelmiştir. Para artık öyle bir satın alma gücüne ulaşmıştır ki,  neredeyse satın alamayacağı hiçbir şey bırakmamıştır.

Her şeyin, herkesin, eşyanın, mülkiyetin, emeğin, hizmetin, fikrin, inancın, sadakatin, vefanın ve  hatta ihanetin bile bir fiyatı, bir bedeli vardır bugün.

Bu sistemin televizyonları da, yazılı ve görsel medyası da paranın peşine sürüklüyor insanları.

Paran kadar sağlık varsa, adamına göre hak ve adalet varsa, işte bu yüzden paran kadar, malın kadar, etiketin kadar konuş deniliyor. Buna göre sana toplumda bir itibar biçiliyor. Maalesef günümüz toplumunda malınız, mülkünüz, paranız, şöhretiniz, etiketiniz ve  makamınıza göre itibar görüyorsunuz. İşte bu yüzden her şeyimizin çoğaldığı ama yalnızlıkların yaşandığı çıkar ve menfaat dünyasını yarattık.
Ama bilemiyoruz ki  paranın satın alamayacağı şeylerde var bu dünyada. Mesela malik haneler, villalar satın alabilirsiniz ancak içine yuva satın alamazsınız, Yiyecek satın alabilirsiniz ama iştah alamazsınız, Kitaplar alabilirsiniz ama bilgi alamazsınız, Yatak alabilir ama uykuyu satın alamazsınız, Saat alabilirsiniz ama zamanı alamazsınız,  İlaç alabilirsiniz  ama sağlık alamazsınız.. İnsanlığı, sadakati, vicdanı, sevgi, şevkat, merhamet , iç huzurunu, hayalleri , kültürü ve geçen zamanı asla satın alamazsınız. Parayı paranın satın alabileceği, zamanı ise paranın satın alamayacağı şeylere harcamak lazım. Eğer kişiliğinizi para kazanmak için harcıyorsanız, kazanmıyorsunuz aksine kaybediyorsunuzdur.

Gerçekte, paranın satın alamayacağı bir şeye sahip oluncaya kadar, zengin değilsinizdir..!

16 Ekim 2017 Pazartesi 07:56
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *