Farkonda
Farkonda
» 
» 
Teknoloji ve İnsani Duygularımız

Teknoloji ve İnsani Duygularımız

Dr. İlhami Pektaş

Çok değil bir asır yıl öncesinden bir insanı alıp bugüne getirseydik sanırım kendisini başka bir dünyada yada cennette zannedebilirdi. Nereden bilebilirdi ki at sırtından teknoloji harikası otomobillere, hızlı trenlere, uçaklara bineceğini, 1-2 saatte başka bir ülkeye, bir gün içinde dünyanın diğer bir ucuna, aya yada başka gezegenlere gidebileceğini,  bir tuşa basarak elektriğe kavuşacağını, ısınacağını, dünyanın diğer ülkelerindeki  insanlarla  anında görüntülü iletişim kurabileceğini, akıllı bilgisayarlar, elinden düşüremeyeceği akıllı telefonlar, fotoselle akan sular, açılan kapılar, yürüyen merdivenler, 50-100 kat yükselen asansörler, vs. teknolojinin tüm nimetlerine sahip olabileceğini.
Günümüzde gelişen teknoloji sayesinde kavuştuğumuz bu rahatlık tüm insanlık için elbette sevindirici bir gelişme. Birçok alanda hayal bile edemeyeceğimiz kolaylıklar sağlıyor bize. Evimizde oturduğumuz yerden bankadaki hesabımızdan ödemeler ve alış-veriş yapabiliyor, televizyonu gerçeğe en yakın görüntü kalitesiyle izleyebiliyor, cep telefonlarımızdan mesajlarımızı kontrol edebiliyor, seyehat biletimizi evimizden çıkmadan alabiliyoruz.

Bilim adamları insan gibi düşünebilen, karar verip uygulayabilen, hareket edebilen robotlar geliştirmeye çalışıyorlar. Bu alanda epey yol da alındıi. Robotlar, geliştirilen yazılımlarla her türlü ihtimali hesaplayarak karar verebiliyorlar. Fabrikalarda robotlarla tamamen otomati k ve insan eli değmeden üretimler yapılabiliyor. Sürücüsüz otomobiller , trenler, iş  makinaları kullanılmaya başladı bile. Yani çağımızda alın teri olmadan, insan emeği ve iş gücü olmadan tam otomatik ve robotik iş alanları tüm dünyada hızla yayılıyor.
Ama bu kadar sevindirici gelişmelere vesile olan ve insanı yalancı bir cennette yaşatan teknolojik gelişmelerin, günlük hayatımızda insanlığa çok büyük zararları da maalesef birer birer ortaya çıkıyor.

Yani teknoloji insanın yerini almaya başladı. Belki çok yakın bir gelecekte iş hayatında insana hiç gerek kalmayacak. Robotlarla, otomatik makinalarla her işi yapabiliyor olacağız. İnsanlar kendi güçleriyle yapabilecekleri çok basit işleri bile bilgisayarlarla, makinalarla, geliştirdikleri aletlerle yapmaya başlayacaklar. Hatta makinalar bu işleri otomatik olarak kendiliğinden yapacaklar. Alın teri olmayan ve emeksiz bir yaşama geçen insanlar; artık yürümeyecek, hareket etmeyecek, düşünmeyecek ve duygulanmayacaklar.  Ruhen duyarsız bir toplum gelişecek. Eş, dost, çocuk, akraba, arkadaş ve komşuları ile vakit geçirmek yerine internet, televizyon,  akıllı telefonları ile vakit geçirecekler.
Sağlıklı bir toplumun temelini oluşturan aile ve akrabalık bağları tamamen azalacak ve kopma noktasına gelecek.

İnsanlar, rahata alıştığından yemek yapmak yerine, doğal gıdalar yerine makinalarda işlenmiş, fabrikasyon katkı maddeli hazır gıdaları tercih edecek. Belki yakında tüm vitaminlerin depolandığı hazır gıda maddeleri ile ihtiyaçlarını giderecekler. Böylece insanlar, vücutlarını daha da çok tembelliğe alıştıracaklar. Hazır gıdadaki katkı maddeleri ile sağlıklarını tamamen kaybedecekler.
Çevresel sorunlar artacak. Nasıl artmasın ki dünyada 30 ülkede toplam 438 nükleer santral var. II. Dünya savaşından günümüze kadar dünya üzerinde yerüstü, yer altı  ve denizlerde tam 2060 adet atom bombası test edildi. Bunların çevreye verdiği zararları hiç düşünebiliyormusunuz.

Sanayileşmenin artması ile Ozon tabakasının incelmesi, Sera etkisi, Küresel ısınma, Asit yağmurları, Sanayi atıkları vb.
Ya genetik çalışmaları, genetiği değiştirilmiş canlılar. Bunların gelecekte yol açabileceği tehlikeler. Tür dönüşümleri, mutasyonlar…
Gelecekte ülkeler arası teknolojik ve biyolojik savaşlar daha da artacak. Bu nedenledir ki Bezginlik, Yorgunluk, Şeker hastalığı, Kalp krizi, Kanser, Obezite, Ruhsal hastalıklar, genetik hastalıklar, çevre kirliliğinden kaynaklanan hastalıklar çığ gibi büyüyecek. Gelecekte hasta bir nesil yetişecek.

İnsanlık değerlerini her geçen gün daha da kaybederek, artık insan olmanın, yaşamanın, iyilik yapmanın, gülmenin,  ağlamanın, konuşmanın, dokunmanın,  o güzel insani duyguların değerini artık anlayamayacak bir hale gelecek.
Korkarım sonunda gelişen teknoloji , insanlığın pabucunu dama atacak ve kıyıya vuran minik Aylan gibi insani değerler dalga dalga yok olarak kaybolacak.

Bizim kapımıza gelen bu tehlikeyi şimdiden fark edip, yaşadığımız bu çağda geleceğe göre daha şanslı bir nesil olarak herşeyden sıyrılıp, kendimize, ailemize, çevremize ve doğaya zaman ayırmamız gerektiğini unutmamamız gerekiyor.  Ailemizle, dostlarımızla, akrabalarımızla, arkadaşlarımızla baş başa, televizyonsuz, internetsiz, cep telefonsuz doğal ve temiz bir ortamda birlikte olduğumuzda insani değerlerimizi ve insani duygularımızı yaşamamız çok önem arzediyor.

Korkarım gelecek nesillerde bu insani değerler maalesef bir daha yaşanamayacak.

16 Ağustos 2017 Çarşamba 18:08
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *