» 
» 
Alçakgönüllülük.. Ama ne kadar?

Alçakgönüllülük.. Ama ne kadar?

Gönlümden Geçenler

Alçakgönüllülük bir erdemdir ve şüphesiz inanç bağlamında da büyük bir gerekliliktir. Ancak her şeyin fazlası nasıl zararlıysa bunda da aşırıya kaçmamak gerektiğini düşünenlerdenim. Zira insanlar başkaları tarafından nasıl algılanacaklarını büyük oranda kendileri belirliyor. Bulunduğunuz çevre itibariyle kendi özelliklerinizi hiçe sayan davranışlar sergilemek, her zaman olumlu sonuçlar alacağınız anlamına gelmiyor ne yazık ki. Etrafınızdakilerin sizi konumlandırdığı yer, yarattığınız algı ile doğru orantılı olarak belirleniyor.

Peki ne yapacağız şimdi? Ben buyum diyerek burnumuz havada, böbürlenerek mi gezeceğiz? Elbette hayır! Zaten sizin sıradan gibi görünen ve çoğu zaman hiçe sayılan bir çok özelliğiniz, aslında o özelliklere sahip olmayan insanların sanki sahipmiş gibi bir algı oluşturmasından kaynaklanıyor. Asla hak ettiğimizden fazlasına göz dikmemek gerektiğini düşünüyorum. Ancak olduğunuzdan da aşağıdaymış gibi davranmak, bu şekilde insanların sevgisini kazanacağını zannetmek maalesef sonuç vermeyen bir tutum. Bu durum samimiyetinizin suistimal edilmesi ile de sonuçlanabiliyor ki yarattığınız bu algıyla bir süre sonra siz de kendinizi her topluluk içinde aynı şekilde konumlandırmaya başlıyorsunuz ve sonunda gerçekten siz de buna inanıyorsunuz. "Ben sadece bu kadarcığım" diyorsunuz...

En azından yanındakilerle eşit olduğunu hissettirebilmeli insan. Üstün olmak gibi bir kaygı taşımadan ama kendini de ezdirmeden var olabilmeli toplulukların arasında. Eğer öne çıkan bir özelliği varsa bunu sergilemekten çekinmemeli. Kim ne düşünürse düşünsün, farklılıklarını ortaya koyabilmeli. Ve bu yüzden kendisine açılabilecek kapılar varsa onları mutlaka imkanı varken zorlamalı. Elindekiyle yetinmek, şükretmek herkeste bulunması gereken davranışlar elbette. Ancak sahip olduklarını kaybetmemek için de yerinde saymayı bırakıp yenilenmeli.

Hak ettiklerinizi almayı bilin. Hayatta bu bir mülk de olabilir, iş de, saygınlık da... Hatta huzur da... Çalıştınız, didindiniz, bunun için pek çok şeyden vazgeçtiniz ve artık o sizin olmalıysa gidin ve alın. Biriktirdiğiniz paranızla ikinci bir ev almak yerine lüks bir araba hak ettiğinize inanıyorsanız bu seçim sizin. Hiç durmayın. Yıllarca çalıştığınız ve kendinizi geliştirdiğiniz bir işte artık terfi almanız gerektiğini hissediyorsanız, hakkınızı isteyin. O konumu hak etmeyen hiç kimseye bırakmayın. Uzun zaman katlandınız ve sonunda biraz uzaklaşarak huzurlu mu yaşamak istiyorsunuz? Bu da sizin elinizde. Ardınıza bile bakmayın... Sevilmeyi de hak ettiğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Ancak diğerlerine sahip olduğunuzu bir tapu, bir etiket, bir masa isimliği ya da bir belge ile ispatlayabilirken, sevgiden asla ama asla emin olamayacağınızı da bilmenizi isterim. Bana kalırsa onu da çok kafanıza takmayın... Neticede herkesin işine yaradığınız yerde dost, yaramadığınız yerde sadece üzerine basıp geçilecek bir postsunuz...

Güzel günler dileğiyle...

23 Mart 2018 Cuma 12:31
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *