Farkonda
Farkonda
» 
» 
Zor iş vesselam...

Zor iş vesselam...

Gönlümden Geçenler

Çocuklar büyüdükçe kendileriyle birlikte dertlerinin de büyüdüğü iddia edilir. Dert dediğimiz şey de aslında ergenlik dönemiyle birlikte başlayan büyük değişim... Kendi kişiliklerini bulma gayreti içinde bocalayan çocuklarımız artık genç birer birey olma yolunda ilerlerken içlerinde yaşadıkları duygu patlamalarını ailenin en zayıf halkasına yansıtarak yol alır. Bu bazen küçük kardeş olur, bazen anne, nadiren de baba...

Aslında onları anlamaya çalışmanın ne kadar gereksiz bir şey olduğunu anlamak fazla uzun sürmüyor. Dengesiz hareketlerin arkasında sürekli psikolojik bir olay aramak gerekmediği gibi, tamamen onun hislerinden kopuk olmak da doğru bir yaklaşım değil elbette. Peki ne yapacağız? Çayıra salıp Mevla kayırsın mı diyeceğiz? Böyle olmayacak elbette. Anne babaların elini kolunu bağlayan bu durumun içinden çıkmak aslında kendimizi büyütmekten geçiyor. Çocuklarımızın büyüdüğünü ve kendi yolunu sendeleyerek de olsa bulduğunu görmek, bizlere artık gerçek bir ebeveyn olduğumuz hissini yaşatırken, bir yandan da aynada kendimizi görmemizi sağlıyor. Çünkü çocuklar anne babalarını er ya da geç hayatlarının bir döneminden itibaren yansıtmaya başlıyor...

ÖNCE SİZ BÜYÜYÜN

Kendisi etik değerler, toplumsal ahlaki kurallar çerçevesinde yetiştirilmemiş, bu konuda kendi kendisini de herhangi bir şekilde eğitememiş kişilerin vatana millete faydalı bireyler yetiştirmesini bekliyoruz. Çok şey mi istiyoruz.. Evet çok şey istiyoruz.. Bugünkü toplumda ebeveyn olarak karşımıza çıkan kişiler, bundan bir önceki neslin yetiştirdiği gençler değil mi? Büyük baskı altında yetiştirilen bir neslin yetiştirdiği gençler bugünün anne babaları olarak karşımızda duruyor. Onlar da ortamı uygun bulduğu anda "ben yapamadım oğlum yapsın", "ben yaşamadım kızım yaşasın" mantığıyla çocuk yetiştirmeye başladığında, karşımıza genel ahlaki kuralları hiçe sayan, aile kavramını önemsemeyen, bencil ve sadece kendisini düşünen bir nesil çıkması işten bile değil.

YALNIZ DEĞİLSİNİZ

Genel olarak yapılması gereken yine her zamanki gibi bireysel olarak herkese düşüyor. Yalnız olduğunuzu düşünerek vazgeçmeyin. Bir çocuğu ne kadar kötü ortamlardan korumaya, ne kadar iyi eğitim vermeye çalışırsanız çalışın, sonunda o çocuğun yaşayacağı, çalışacağı, evleneceği ve çocuk büyüteceği tüm ortamlarda farklı şekillerde yetiştirilmiş ya da yetişmesine göz yumulmuş bireylerle bir arada olmasını engellemeniz mümkün değil. Böyle bir girişimde bulunmanız da zaten gelişimsel açıdan hoş karşılanabilecek bir şey değil. Üzerimize düşen şey sadece çocuklarımızı yetiştirirken "iyi insan" kavramını oluşturan tüm değerler bütününü onlara gerek sözle gerek örnek davranışlarla sindirtebilmek. Bunun iç huzuru bile bir anne babaya ömür boyu yetebilir.

Büyüyen çocuğunuz sizin ona aşıladığınız değerler ışığında doğru ve yanlışı kendisi bulacaktır. Sendelediğinde desteğinizi esirgemeyin, size ihtiyacı olduğunda asla elini bırakmayın... Ama iyiyi, doğruyu, güzeli kanıksatın... Bazen söylemek yetmeyecektir.. Sizde görsün.. Sizde yaşasın... Doğru yolu bulsun..

6 Aralık 2018 Perşembe 13:25
Tüm Yazıları

YORUMLAR (0)

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

YORUM YAZIN

* Tüm alanlar zorunludur.
: *
: *
: *
Doğrulama : *